Herkes İçin Adil ve Güvenli Bir Toplum

Sol Parti basit bir inanca dayanıyor:

Güçlü bir toplum; çalışan insanların emeğine değer veren, ailelere güven veren ve herkes için insanca bir yaşamı mümkün kılan toplumdur.

Biz, insanların gelecek kaygısıyla yaşamak zorunda kalmadığı bir İsveç istiyoruz.

Çalışanların emeğinin karşılığını aldığı, ailelerin çocuklarının geleceğine umutla baktığı ve yaşlıların yıllarca verdikleri emeğin ardından saygı içinde yaşayabildiği bir toplum istiyoruz.

Çünkü herkesin aynı hayatı yaşaması gerekmez.

Ama herkes adil fırsatlara ve güvenli bir yaşama sahip olmayı hak eder.

Hayat birçok insan için zorlaştı

Son yıllarda yaşam maliyetleri önemli ölçüde arttı.

Gıda fiyatları yükseldi. Kiralar arttı. Elektrik ve temel ihtiyaç giderleri birçok aile için ağırlaştı.

Bugün birçok insan daha fazla çalışmasına rağmen geçim derdinden kurtulamıyor.

Sağlık sektöründe çalışıyor olabilirsin.

Taksi şoförü olabilirsin.

İnşaatta, temizlikte ya da birden fazla işte çalışıyor olabilirsin.

Ama buna rağmen, birçok kişi için yoğun çalışmak artık ekonomik güvence anlamına gelmiyor.

Bir başka soru da birçok aileyi düşündürüyor:

Çocuklarımız gelecekte aynı fırsatlara sahip olacak mı?

İyi bir eğitim alabilecekler mi?

İş bulabilecekler mi?

Güvenli bir yaşam kurabilecekler mi?

Bu sorular sadece bireysel kaygılar değil.

Bunlar toplumun geleceğiyle ilgili sorular.

İsveç’in bugün olduğu yerde birçok insanın emeği var

Birçok insan daha iyi bir hayat kurmak umuduyla İsveç’e geldi.

Yeni bir dil öğrendi.

Çalıştı.

Vergi ödedi.

Hayatını yeniden kurdu.

Birçoğu yıllarca yaşlı bakımında, sağlık sisteminde, ulaşımda ve toplumun işlemesini sağlayan alanlarda emek verdi.

Ancak bugün bazı insanlar verdikleri emeğin eskisi kadar değer görmediğini düşünüyor.

Toplumdaki söylemin sertleştiğini hissediyor.

İnsanlar arasındaki güvensizliğin arttığını görüyor.

Ve ekonomik sorunlar büyüdüğünde tehlikeli bir eğilim ortaya çıkıyor:

Hayat pahalılığının nedenleri konuşulmak yerine, bazı kesimler toplumdaki sorunların sorumluluğunu insanların kökenine, dinine ya da yaşadığı mahallelere yüklemeye başlıyor.

Oysa toplum, insanları birbirine karşı konumlandırarak güçlenmez.

Toplum; insanların fırsat bulduğu, çocukların başarılı olduğu ve herkesin saygı gördüğü zaman güçlenir.

İsveç hangi yöne gidiyor?

Sağ hükümetlerin yıllar süren politikalarının ardından birçok kişi şu soruları soruyor:

İsveç bugün daha güvenli mi?

Sağlık sistemi daha iyi durumda mı?

Ailelerin ekonomik yükü azaldı mı?

İnsanlar geleceğe daha umutlu bakabiliyor mu?

Birçok kişi için cevap olumlu değil.

Aynı zamanda ülkenin siyasi yönü konusunda kaygılar artıyor.

Irkçı çevrelerle bağlantıları olan bir parti, göç ve hukuk politikalarında önemli ölçüde etkili hale geldi.

Göç ve hukuk alanında yapılan bazı değişikliklerin, eleştirmenlere göre, toplumdaki ayrışmayı artırabileceği ve göçmen kökenli insanlara yönelik güvensizliği güçlendirebileceği düşünülüyor.

Birçok kişi ayrıca hükümetin Gazze’deki soykırım karşısındaki tutumunu eleştiriyor ve İsveç’in Filistin halkının haklarını, insan haklarını ve uluslararası hukuku savunma konusunda daha açık bir tavır alması gerektiğine inanıyor.

Bu yön devam ederse, toplumsal eşitsizliklerin artmasından, kutuplaşmanın derinleşmesinden ve insanları “biz” ve “onlar” diye ayıran anlayışların sıradanlaşmasından endişe duyuluyor.

Sol Parti neyi savunuyor?

Biz; çalışmanın insana güvence sağladığı bir toplum istiyoruz.

Çocukların ihtiyaç duydukları desteği alabildiği okullar istiyoruz.

Yaşlıların saygı ve onur içinde yaşayabildiği bir düzen istiyoruz.

Herkes için işleyen bir sağlık sistemi istiyoruz.

İnsanların hayatındaki fırsatların; kökenlerine, aile geçmişlerine ya da kültürel kimliklerine göre belirlenmediği bir toplum istiyoruz.

Refah devletini savunuyoruz.

Çalışan insanların haklarını güçlendirmek için mücadele ediyoruz.

Çünkü toplum, daha fazla insan ilerleme fırsatı bulduğunda güçlenir.

İnsanlar geride bırakıldığında değil.

Gerçek güvenlik korkudan doğmaz.

Gerçek güvenlik; adaletle, dayanışmayla ve ortak bir geleceğe duyulan inançla kurulur.

2026 seçimlerinde aslında neye karar verilecek?

Bu seçimler sadece hangi partinin iktidara geleceğini belirlemeyecek.

Nasıl bir İsveç’te yaşayacağımıza da karar verecek.

İnsanların daha fazla çalışıp daha zor şartlarda yaşamasını kabul edecek miyiz?

Çocukların geleceğinin ailelerinin ekonomik durumuna ya da büyüdükleri yere bağlı olmasını kabul edecek miyiz?

Yoksa insanların maaşlarıyla geçinebildiği, çocukların gerçek fırsatlara sahip olduğu ve herkesin eşit saygı gördüğü bir İsveç’i mi tercih edeceğiz?

Senin oyun fark yaratabilir

İnsanlar siyasetten uzaklaştığında veya oy kullanmadığında, bunun bedelini çoğu zaman güçlü olanlar ödemez.

Bu bedeli; eğitim, sağlık, ekonomi ve çocuklarının yaşayacağı toplum hakkında alınan kararlarla yüzleşen sıradan insanlar öder.

Tarih bize şunu gösterdi:

Haklar kendiliğinden ortaya çıkmaz.

İşçi hakları, eğitim hakkı, sosyal koruma ve ayrımcılığa karşı mücadele; insanların örgütlenmesi, ses çıkarması ve değişim için mücadele etmesi sayesinde kazanıldı.

Oy vermemek de bir tercihtir.

Ve bu tercih, geleceğin hakkında başkalarının karar vermesine izin vermek anlamına gelir.

Eğer daha dayanışmacı bir toplum istiyorsan…

Daha fazla saygı ve daha az ayrışma istiyorsan…

Daha fazla güvenlik ve daha az korku istiyorsan…

O zaman 2026 seçimleri senin de sorumluluğun.

Ve eğer adaletin, eşitliğin, güvenliğin ve çalışan insanların yaşam koşullarına saygının önemli olduğuna inanıyorsan, Sol Parti’ye oy ver.

Çünkü gelecek bekleyerek kurulmaz.

Geleceği; sorumluluk alan, mücadele eden ve değişim için harekete geçen insanlar şekillendirir.